Akdeniz’in en büyük adası: MASALSI SİCİLYA

tarafından hazırlandı| SEYAHAT

Sicilya görülesi bir yer. Her yerinden tarih ve güzellik fışkırıyor. Bu kocaman ada yıllar boyu Normanlar, Araplar, Yunanlılar ve Romalılar’ın yaşam ve yerleşim alanı olmuş ve hepsi izlerini bırakmış.

Coğrafya olarak farklı olsa da orası da İtalya. Ama eski bir İtalya. Sakin ama kışkırtıcı, modern değil ama albenisi var, mafyanın doğduğu yer ama izleri yok, İtalyanca konuşuyorlar ama tamamen farklı bir dialektleri var. Sicilya, Messina Boğazı’yla ana kara İtalya’dan ayrılıyor. İtalya’ya bağlı bir özerk bölge. Sicilya’da ilk durağım Etna yanardağının eteklerindeki Catania.

“Karanlık Şehir” Catania

Sicilya’nın ikinci büyük kenti. Geniş caddeleri, meydanları, çeşmeleri, barok mimarisi, deniz ürünleri kokan sokaklarıyla tipik bir Sicilya kenti. Catania’ya “karanlık şehir” deniyor. Çünkü tüm cadde ve sokaklar simsiyah taşlarla kaplı. Taşlar siyah, çünkü Etna’nın patlamasıyla akan lavlarla kayalar siyahlaşmış ve şehrin sokakları bu lav kayalarından yapılan parke taşlarla döşenmiş. En dikkat çeken  yer her İtalya kentinde olduğu gibi burada da Duomo (katedral)  Meydanı. Duomo’nun girişinde San Petro ve San Paolo heykelleri yer alıyor. Son derece görkemli bir yapı. Şehrin semboli bir fil. Piazza Elefante (Fil Meydanı) bir fil heykeliyle taçlandırılmış diğer bir çekim merkezi. İki meydan birbirine bakıyor ve şehrin cıvıltısı burada yaşanıyor. Etraftaki sokaklarda kafeler, restoranlar ve butikler sıralanmış. Şehrin altı Roma kalıntılarıyla dolu. Depremlerle yıkılan eski şehrin  üstüne inşa edilmiş Catania.

Arşimet’in Yaşadığı şehir Siracusa

Ünlü matematikçi ve fizikçi Arşimet’in doğup yaşadığı şehir  Siracusa. 3000 yıl öncesine tarihleniyor. Arşimet’in suyun kaldırma kuvvetini bulup “Eureka” diyerek hamamdan fırladığı bir sahne geliyor gözlerimin önüne,  ama burada hamamın izleri yok. Önce Arşimet’in heykeli olan meydana gidiyoruz. Ortaçağ mimarisiyle karşılaşıyoruz burada, sokakları kaldırımsız ve daracık. Sessiz, sakin,  farklı bir dokusu olan bir şehir Siracusa. Ara sokakları seyretmeye doyum olmuyor. Unesco Dünya Kültür Mirası Listesi’nde haklı yerini  almış. Yine bir Duomo, yani Katedral Meydanı. Etrafı kafelerle çevrili. Duomo’ya karşı kahvenizi yudumlayarak şehrin keyfine varıyorsunuz. Siracusa’da Roma dönemi kalıntıları görüyoruz. Apollo Tapınağı buna bir örnek.

Bir Ortaçağ şehri Taormina

Bir dağ tepesine ve yamacına konumlandırılmış bir Ortaçağ şehri Taormina. Sicilya’nın göz bebeği… Uzaktan gördüğünüz manzara size muhteşem bir yere gideceğinizin ipuçlarını veriyor ve varır varmaz yanılmadığınızı anlıyorsunuz. Peyzaj tablo gibi manzaralar, daracık sokaklarında balkonlardan sarkan çiçeklerle seyrine doyamadığım sevimli evler, tarih ve doğa birlikteliğinin eşsiz görüntüsü gibi tanımlar bu şehri tarif etmeye yetmeyebilir. Sicilya’nın incisi ve en şık turizm merkezi. Tepede bir terastan şehri kuşbakışı izlemek pek bir keyif. Ara sokakları sevenler ve fotoğrafçılar için bulunmaz bir fırsat bu kenti gezmek. Alışverişin adresi Via Umberto. Isola Bella adı gibi güzel bir ada. Bir meydana adını veren San Nicola Katedrali 13.yüzyılda yapılmış ama yıllar boyu yenilenmiş. Bütün bunlara ilaveten bir de halen kullanılmakta olan Yunan-Roma anfitiyatrosu var. Sonuç olarak; Taormina bir masal gibi içini ısıtıyor insanın.

Başkent Palermo

1 milyonu geçen nüfüsuyla Palermo, Sicilya’nın başkenti. Palermo 2015 yılında Avrupa’nın en iyi sokak yemekleri kenti ve 2018’de İtalya kültür başkenti seçilmiş. Şehre Porta Nuova’dan giriş yapıyoruz. Görkemli ve karmaşık mimari üsluplarla inşa edilmiş bu kapı. Neo klasik dönemin en önemli yapılarından biri olan Normanni Sarayı hemen yanımızda. Bir zamanlar Kral’ın  sarayıymış. Büyük ve görkemli bir katedrali var Palermo’nun. Arap istilası sırasında cami olarak da kullanılmış. Duomo Meydanı, alışverişin adresi Liberta Caddesi, gençlerin takıldığı Politeama Meydanı da birer çekim merkezi. İlginç bir hikayesi olan çıplak heykellerin etrafını sardığı Utanç Çeşmesi turist çeken yerlerden biri. Tiyatro Massimo, Palermo’da beni en çok etkileyen yer oldu.  İtalya’daki en büyük tiyatro binası, Avrupa’daki 3ncü… Albenisi yüksek bir yapı. Muhteşem bir kral locasının olduğu 1380 kişilik görkemli bir tiyatro binası bu. İçinde bir tarihi film çekilmiştir mutlaka. 1875 yılında klasik İtalyan mimari uslubuyla yapılmaya başlanmış, inşaat 22 yıl sürmüş. Sonunda muazzam bir eser ortaya çıkmış. Fuayesinde İtalya’da ‘diva’ olarak anılan ünlü soprano Leyla Gencer’in fotoğrafını görmek de ayrı bir gurur kaynağı oldu.

Tapınaklar Vadisi Agrigento adı geçince Valle dei Templi (Tapınaklar Vadisi)  hemen akla gelen en görülesi yer. Burası bir arkeolojik site. Yunan Akragas kentinin kalıntıları ve çok iyi korunmuş. Alanda üç büyük tapınak yer alıyor: Diana, Concordia ve Zeus… Tapınaklar aşağı yukarı aynı döneme tarihleniyor: M.Ö 400’ler. Dorik sütunların kullanıldığı  tapınaklardan en iyi durumda olan Concordia. Bu vadi Unesco Dünya Kültür Mirası listesinde. Bir dağın eteklerinden başlayıp en tepeye kadar uzanan eski bir şehir Argento. Önce San Gorlado Katedrali’nin olduğu en yüksek tepeye ulaşıyorsunuz, sonra şehrin ruhunu hissederek kıvrım kıvrım merdivenlerden aşağıya iniyorsunuz. Yokuş boyunca birer tarih efsanesi olan evler size eşlik ediyor. Çok bakımlı olduğunu söyleyemem. Yer yer eskilikten kullanılamaz haldeki evler de var, daha iyi durumda olan evlerde oturanlar da… Sokaklar merdiven şeklinde, yokuş aşağı inmek bile epeyi zaman alıyor ama bu arada evlerin ve daracık sokakların durumlarından dolayı, bu şehrin inşa ediliş öyküsünü merak ediyorsunuz.

Etna

İtalya volkanik dağların olduğu bir ülke. Vezüv, Stromboli ve Etna bunların başında geliyor. Etna yanardağı Sicilya’da Catania kentinin tepesinde 3330 metre yükseklikte halen aktif bir volkan ve Avrupa kıtasının en yüksek yanardağı. Son aylarda adından sıkça söz edildi, lav ve kül püskürtmesi ve dolayısıyla deprem olasılığı nedeniyle yakın çevrede yaşayan halk uyarıldı ama beklenen tehlike olmadı. Ben gittiğimde Etna tütüyordu, krater ağzından devamlı duman çıkmaktaydı. Hafif depremlerin olduğu da söylendi ama ben hiçbirini hissetmedim. Tehlike atlatıldığı için 2000 metreye kadar ulaşabildik. Eteklerinde şık bir semt olduğu anlaşılan Nicolosi yerleşimi var. Çoğu volkanik taşlarla yapılmış evlerin olduğu bir semt burası. Oturanları da cesaretlerinden dolayı kutlamak gerek. Çam ormanları arasında yükseklere çıkıyoruz. Patlamalar sırasında yanan simsiyah taşların arasında yemyeşil çam ormanlarını hayretle gözlemliyoruz. 2000 metreyi bulduk. Burası Silvestre krateri. Araçtan inip etraftaki sönmüş kraterlerin arasında ilerliyoruz. Sanki ay yüzeyinde dolaşıyor gibiyim. Bastığım yerin dokusu böyle. Bin metre sonrası tütmekte olan Etna. Ve iniş vakti. Bu defa farklı bir yönden gidiyoruz. Yolda bir mola vermek gerek. Burada zeytin, şarap, bal ve limonçello tadımı yaptıktan sonra istikamet dağın eteklerindeki Catania.

Sonuç olarak; Sicilya görülesi bir yer. Her yerinden tarih ve güzellik fışkırıyor bu sıcakkanlı insanların yaşadığı adadan… Bu kocaman ada yıllar boyu Normanlar, Araplar, Yunanlılar ve Romalılar’ın yaşam ve yerleşim alanı olmuş ve hepsi izlerini bırakmış. Etna yanardağı başlı başına bir çekim alanı. Sicilya mutfağıyla da çok ünlü. Deniz ürünlerini anakaradan daha uygun fiyatla burada bulabilirsiniz. Damak zevkiniz için Sicilya’ya özgü cannoli tatlısını kesinlikle tatmalısınız.

Last modified: 13 Mayıs 2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir