Otonom Araçların Eli Kulağında

tarafından hazırlandı| İŞ HAYATI, KÜLTÜR-SANAT

Şirketler sürücüsüz araç teknolojileri için yarışa girmiş durumdalar. Elon Musk’ın Tesla arabası 2. seviye oto pilotunu 2015 yılında piyasaya sunan ilk şirket olma ünvanına sahip. Musk, yakın zamanda 4. seviye bir Tesla’nın hiçbir insan müdahalesi olmadan trafikte yol alabileceğini öne sürüyor.Ne istiyorum biliyor musun?” diye söze girdi.

“Ne istiyorsun?”

“Hani eskiden kovboy filmlerinde iz­lerdik… Kahramanımız sıkıştığında bir ıslık çalardı ve müthiş güzellikteki bir at birden onun imdadına yetişirdi. Kovboy atına atlar, kurtulurdu.”

Oysa otonom araçları tartışıyorduk. Yani yapay zekanın kullandığı sürücü­süz arabaları. Gülmeye başladım.

Arkadaşım heyecanla konuşmasını sürdürdü:

“Sabah evden çıkarken, ıslık çalmayaca­ğım belki ama cep telefonunda bir tuşa basacağım ve otonom arabam gelip beni evin önünden alacak. Tıpkı kovboyların atları gibi. Kurulacağım arka koltuğa ve ‘haydi işe gidelim’ diyeceğim. Sonra ak­şam eve geldiğimde ‘park yeri’ arayışına girmeyeceğim. Arabadan ineceğim, ‘Sen git kendine uygun bir yer bul ve park et’ diyeceğim arabaya. O kendine bir yer bulacak.”

İnsanların hayalleri farklı farklı… İs­tanbul’da yaşayınca park yeri bulmak gerçekten de büyük sorun. Hele Ci­hangir’deyseniz.

“Bu kadar mı hayalin?” diye sorunca sürdürdü:

“Düşünsene ehliyet derdi yok. Üstelik yolda direksiyon sallamaktansa kitabı­nı, dergini, gazeteni okuyabilirsin. Etra­fa bakabilirsin, film izleyebilirsin, arka­daşınla sohbet edebilirsin.”

“Sonra?”

“Sonra, ‘otomobil uçar gider, gönlüm benim coşar gider’ şarkısını söyleyece­ğim. Daha ne olsun.”

Öylesine coşkuyla anlatıyordu ki… Sonra bir an durdu, “Hayalim çok mu ütopik?” diye sordu. Oysa değildi.

Aslında otonom araçların geliştirilme­si için çaba harcayan insanların vizyo­nunu basit bir şekilde özetleyivermişti.

Tesla Motors’un kurucusu, otonom araçların öncülerinden Elon Musk’ın sözlerini anımsayalım:

“Siz New York’tayken, cep telefonuyla Los Angeles’taki arabanızı yanınıza ça­ğırabileceksiniz.”

Musk’ın söylediğine göre, arabayı ça­ğırdıktan sonra onun her an nerede olduğunu kontrol edebileceğiz. Ne kadar sürede yanımızda olacağını da bileceğiz.

Elbette hayal etmek çok önemli. Ama bu hayali gerçeğe dönüştürmek pek de kolay değil.

Otomotiv endüstrisinde devrim

Otonom yani “sürücüsüz” arabalar otomotiv endüstrisi için bir devrim anlamına geliyor.

İki alanda çok yoğun bir rekabet var. Birincisi elektrikli araçlar, ikincisi de otonom arabalar.

Şirketler sürücüsüz araç teknolojileri için yarışa girmiş durumdalar.

Elon Musk’ın Tesla arabası 2. seviye oto pilotunu 2015 yılında piyasaya sunan ilk şirket olma ünvanına sahip. Musk, yakın zamanda 4. seviye bir Tesla’nın hiçbir insan müdahalesi olmadan tra­fikte yol alabileceğini öne sürüyor.

2009 yılından itibaren sürücüsüz araç teknolojiyle ilgilenen Google’ın, bu iş için ne kadar bütçe ayırdığı ise yıllardır merak ediliyordu. Geçenlerde rakam açıklandı. Google’ın 2009-2015 ara­sında sürücüsüz otomobillere yönelik teknoloji geliştirmek amacıyla harca­dığı para 1.1 milyar dolara ulaşmış. Şu sıra Google’ın kardeş şirketi Waymo atılım içinde. Waymo otonom arabala­rıyla “halka açık yollarda 8 milyon mil’ yol katettiğini açıkladı. Waymo 4. sevi­ye otonom araçlar üzerinde çalışıyor.

Araç paylaşım uygulaması Uber, 2016’dan bu yana Pittsburgh sokak­larında otonom araçlarını test ediyor. Şirket, otonom kamyonlar üretmeye odaklanan Otto şirketini de 2016’da 680 milyon dolara satın aldı. Sürücü­süz araç filosu oluşturmak için de Vol­vo ve Toyota ile ortaklık kurdu.

Otomotiv sektörünün köklü şirketleri de elbette boş durmuyor.

Taksi çağıran uygulama App Gett’e yatırım yapan Volkswagen, araçlara yapay zekayı entegre edebilmek için Nvidia ile ortaklık anlaşması imzaladı.

Ford, şu anda otopilotlu “kısmi sürüş otomasyonu” olan otomobiller piya­saya sürüyor. Yapay zeka teknolojisine de ciddi yatırım yapıyor. Son olarak 1 milyar dolar ödeyerek yapay zeka konusunda çalışan Argo AI şirketine yatırım yaptı. Ford halen kamuya açık yollarda 4. seviye araçlarını deniyor. “Yüksek otonom sürüş” özelliğine sa­hip otomobilleri tümüyle kendi başına trafikte yol alabiliyor. Şirket, otonom araçların geliştirilmesi için 4 milyar dolarlık bir kaynak ayırmayı planlıyor.

General Motors da ileri seviye oto­nom araç geliştirmeya çabalayan şir­ketlerden.

Mercedes-Benz Bosch ile işbirliği ya­pıyor. 3 yıl içerisinde otonom taksi servisini hizmete sunmayı hedefliyor. BMW de benzer bir çaba içinde.

Trafik kazaları azalacak mı?

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada her yıl trafik kazalarından yaklaşık 1 milyon 200 kişi yaşamını yi­tiriyor. Dünyada her yıl kasım ayında “Trafik Mağdurları Anma Günü” dü­zenlenmesi boşuna değil.

Türkiye’de de trafik kazaları büyük so­run. TÜİK verilerine göre Türkiye’de 2004 yılında 440 bin trafik kazası ya­şanmış. 2017’de kaza sayısı 1 milyon 200 bine yükseldi. 7 bin 424 kişi yaşa­mını yitirdi. Yaklaşık 175 bin kişi ya­ralandı.

Kazaların önemli ölçüde sürücü ha­talarından kaynakladığını vurgulayan uzmanlar, otonom araçlar sayesinde kazaların önemli ölçüde azalacağı gö­rüşündeler.

Yapay zeka şoförler trafik kuralları­nı ihlal etmeyecekler. Hız limitlerine uyacak, kırmızı ışıkta geçmeyecekler. Diğer yandan otonom araçlar birbir­leriyle haberleşecekler. Sollama yapa­cak bir araç karşıdan gelen araca mesaj gönderebilecek:

“Dikkat öndeki aracı geçiyorum. Biraz yavaşla.”

Bu teknolojiyle kazalar ne ölçüde aza­lacak birlikte göreceğiz.

Diğer yandan, özellikle yük taşıma­cılığı ve toplu taşımacılık alanında otonom araçların kullanımı maliyet­leri önemli ölçüde azaltacak. Otonom uçaklar, gemiler, kamyonlar, otobüsler, trenler…

Otonom arabalar, elektrikle çalışıyor­lar. Bu yüzden iklim değişikliğiyle mü­cadele açısından da önem taşıyorlar.

Fakat elektrikli arabaların yaygınlaş­ması da çok kolay değil. Ülke çapında bu araçların pillerini şarj edecek istas­yonların kurulması gerekecek.

Dünyada halen 1 milyar araba var. Elektrikli araba sayısı sadece 1 milyon. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Baş­kanı Fatih Birol’a göre 2040 yılında bu sayı 300 milyona çıkabilir.

Trafikteki otonom araçların sayısının artmasıyla trafik sıkışıklığı sorununun da önemli ölçüde çözümlenebileceği düşünülüyor.

Araçların seviyesi

Peki otonom araçlardaki “seviyeler” ne anlama geliyor. Kısaca özetleyelim: Otonom araçlar beş gruba ayrılıyor.

  1. Seviye: Tüm sistemin insan tara­fından kontrol edildiği araçlar.
  2. Seviye: Hız sabitleyici ve otoma­tik vites gibi sistemlere sahip araç­lar.
  3. Seviye: Hızlanma ve direksiyon kontrolü gibi en az iki otonom özel­liğin bulunduğu araçlar…
  4. Seviye: Özel koşullar altında aracın kimi kritik güvenli operas­yonlarını gerçekleştirebilen araçlar. Tehlike anında sürücünün müda­halesini gerektiriyor
  5. Seviye: Belirli durumlarda araç tümüyle otonom olarak kullanıla­biliyor. Ama hala direksiyon var. Henüz seri üretime girmediler.
  6. Seviye: Araç her koşulda tümüy­le kendi kendini kullanabilir. Di­reksiyon ortadan kalkabilir.

Üçüncü seviye arabaları yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Yüksek oto­nom ve tam otonom olarak adlandı­rılan 4. Seviye araçları trafikte göre­bilmek için muhtemelen 5-10 yıl daha beklemek gerekecek. Testler o kadar hızlı olmuyor. Ayrıca yasal sıkıntılar da var. 5. seviyedeki araçları trafikte görebilmek için biraz daha beklemek gerekecek.

Sadece arabalar değişmeyecek

Otonom araçların etkileri aslında dü­şündüğümüzden çok daha kapsam­lı olabilir. Çünkü konu sadece yapay zeka teknolojisiyle ilgili değil. Konu öncelikle hukukun alanına giriyor.

Öyle ya, bu araç kaza yaptığında kim sorumlu olacak?

Şoför mü, aracı üreten mi, yapay zeka yazılımını hazırlayan mı, araçtaki sen­sörleri yapanlar mı? Sonra bu araçlarla ilgili sigorta şirketleri nasıl bir strateji belirleyecekler?

Kent planlamacılarına da iş düşüyor. Daha şimdiden bu araçların verim­li şekilde kullanılabilmesi için “güneş panelleriyle kaplı, akıllı (dijital) yollar” inşa edilmesini önerenler var. Başta Fransa, Hollanda, Çin, ABD gibi ülke­ler güneş panelli yolları hayata geçir­meye başlıyorlar. Bu yollar hem temiz enerji üretecek, hem de sensörlerle trafiği düzenleyecek. “Akıllı kentleri” zaten bir süredir tartışıyorduk.

  1. seviye “Tam otonom” araçların yay­gınlaşmasıyla tuhaf şeyler yaşanabilir.

Örneğin otonom araç sahipleri, araba­larını kullanmadıklarında, “Bari taksi olarak çalışsın, masrafını çıkarsın” diye düşünebilirler. Arabaya, “Haydi git müşteri taşı” diyebilirler.

Ya da arabasını kiralama şirketlerine kiralayabilirler. Dolayısıyla bugün tak­sicilerle “Uber” şirketi arasında yaşa­nan gerilim bambaşka bir hal alabilir.

“Araba sahibi olma” kavramı da çekici­liğini yitirebilir. Araba satın almak ye­rine otonom bir araba kiralamak daha avantajlı hale gelebilir.

Ya da ortaklaşa araba sahibi olmak gibi bir eğilim ortaya çıkabilir.

Diğer yandan otonom araçların yay­gınlaşmasıyla, bu araçlarda şoförlük yapanların durumunu da düşünmek gerekecek. Bu insanlar işsizliğe mi terk edilecek? Bu kesimin sorunlarına ne gibi çözümler bulunacak?

Yapay zekanın etiği

Otonom arabalar ve etik de ayrı bir konu. Zor bir konu. Bu alanda da il­ginç çalışmalar yapılıyor… Bir süre önce milyonlarca insana Kant mı haklı Bentham mı haklı diye sordular. Bir anket düzenlediler.

Anketi düzenleyen Amerika’nın yapay zeka konusundaki önde gelen üniver­sitelerinden MIT (Massachusetts Tek­noloji Enstitüsü). Buradaki uzmanlar, “Moral Machine” adıyla bir yazılım ge­liştirdiler. Yani “ahlak makinesi”.

Sonra yüzlerce senaryo hazırladılar. Web sitesine bağlanan (http://moral­machine.mit.edu) insanlara anketler uyguladılar. Temel soru hep aynıydı. “Bu durumda yapay zeka nasıl hareket etmeli?”

İşte örnek bir soru:

“Diyelim ki yapay zekâ tarafından kul­lanılan arabanın freni patladı. O sırada yaya geçidinden iki kadın geçiyor. Bi­rinin yanında 5 ve 8 yaşlarında iki kız çocuğu var. Diğer kadın kucağında bir bebek taşıyor. Araba eğer direksiyonu kırmazsa 5 kişinin ölümüne neden olacak. Arabada tek kişi var. 50 yaşında bir erkek. Eğer arabayı kullanan yapay zekâ, direksiyonu sağ veya sola kırarsa duvara çarpacak bu kez arabadaki yol­cunun ölümüne neden olacak. Arabayı kullanan yapay zekâ ne yapmalı?”

Sonra iki filozoftan da ilham alarak so­ruyu şöyle formüle ettiler:

Bentham’a göre, araba faydacı bir etik­le hareket etmelidir. Hasarı ve yaşam kaybını en aza indirmeye çalışmalıdır. Bu eylem bir kişiyi öldürecek olsa da. Kant’a göre araba, vazifesinin icabına göre hareket etmeli. Prensiplere sadık kalınmalıdır. Ve prensiplerden biri de şöyledir: Öldürmeyeceksin. Dolayısıy­la yukarıdaki örnekte, bir insana zarar verecek şekilde hareket etmemelidir. Araba kendi haline bırakılmalıdır. Daha fazla insana zarar verecek olsa bile.

Yapılan ankete katılanlara “Hangi filo­zofa katılıyorsunuz?” diye sormuşlar.

Bu arada ankete dünyada 5 milyonu aşkın insan katıldığını da vurgulaya­lım.

Büyük çoğunluk Bentham’a hak ver­miş. Yapay zeka yaşam kaybını en aza indirmeye çalışmalıdır demişler yani.

Fakat ikinci soru daha ilginç:

“Peki Bentham’ın ilkelerine göre hare­ket eden bir arabayı satın alır mısınız?” diye sormuşlar. Bu kez ankete katılan­ların neredeyse tümü, “hayır” yanıtını vermiş. “Yapay zeka önce benim ha­yatımı korumalıdır” demişler. Yani ne Kant ne Bentham.

Ne olacak şimdi?

Anlayacağınız yapay zekanın işi zor.

Last modified: 23 Ocak 2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir