Bodrum’da Kış Bambaşkadır

tarafından hazırlandı| SEYAHAT

Emekli olup Bodrum’a yerleşme­ye karar verdiğimde çok farklı tepkilerle karşılaşmıştım. Maddi olarak geçinemeyeceğimi iddia edenler 50 liraya lahmacun hikayesi ile başlıyor­lardı sohbete. Kışın kimselerin kalma­dığını, rutubetli soğuğunda yaşamımı nasıl sürdüreceğimi sorgulayanlar ço­ğunluktaydı. Beş yıl önce Gümüşlük’te küçük bir sitede küçük bir eve taşındı­ğımda birkaç kişi dışında kimseyi tanı­mıyordum. Elbette tedirgindim, ama kışları da ziyaret ettiğim Bodrum’da ke­yifle yaşayabilecek koşulları öyle ya da böyle yaratabileceğime inanıyordum.

Haklı çıktım. Tedirginliklerimin birkaç gün içinde uçup gittiğini hatırlıyorum. Bodrum beni daha ilk günlerde kucak­ladı. Bodrum’un yazını herkes az çok bilir. Ama asıl bilinmeyen Bodrum’un yazın değil kışın Bodrum olduğu; asıl kışları ruhuna, kendine kavuştuğu, asıl var oluşunu kış mevsiminde yaşadığı. O yüzden bu bir Bodrum’da kış yazısı.

Bodrum’un dostluğu

İlk kış tecrübem kolay olmadı. Anka­ra’nın kuru soğuğundan gelmiştim. Bodrum’un nemli soğuğuna. İnsanın kemiklerine kadar soğuğu hissetmek ne demekmiş burada anladım. Durun hemen önyargılara varmayın. O ilk kış, Bodrum’la inişli çıkışlı dostluğumuzun başlangıcıydı. İkimiz de birbirimizi ta­nımaya çabalıyorduk ve her başlayan dostluk gibi çok öğreticiydi. Akşamları üşür, soğukla nasıl baş edeceğimi dü­şünürken gündüzleri ummadığım bir anda gönlümü alırcasına güneşler açar­dı Bodrum. Aralık Ocak aylarında kış güneşi yüzüme vururken evimin bah­çesinde yudumladığım ilk kahvelerin tadını hiç unutmadım. Kışın bahçemde kahve içerken, deniz kenarında şarabı­mı yudumlarken, hala aynı mucize his­sini duyumsuyorum. İlk günlerimden beri bu his hiç eksilmedi.

Sonra kışları evimi nasıl ısıtacağımı, ısıyı nasıl koruyacağımı, nasıl giyineceğimi, soğuktan hasta olmadan nasıl bir yaşam süreceğimi öğrendim. Her şe­yin bir çözümü var burada çünkü kar­şılaştığım her sorun, sadece bana özgü değil, burada yaşayan herkesin başına gelen şeylerdi ve her biri benden önce keşfedilip çözülmüştü. Burada öğ­rendiğim ilk şeylerden biri şehir alış­kanlıklarımı terk etmekti. Bu şekilde baktım burada hiçbir şey sorun olmu­yordu, sorun varsa çözümü de vardı.

Şehir alışkanlıklarını bırakmanın hafifliği

Bedenim ve ruhum Bodrum’a alışma­ya başladıkça, Bodrum’u olduğu gibi kabullenmeyi öğrendikçe her şey keyfe dönüşmeye başladı. Şehir alışkanlık­larımı bir bir terk ederken hafifliyor­dum. Yazın kalabalığına karışmadan yaşamayı öğrendim öncelikle. Burada deniz keyfi hiç bitmiyor örneğin. Her mevsim güneşi gördükçe denize giren­ler var. Ben onlardan olmasam da, ba­har güneşi kendini hissettirmeye baş­ladığında yani Mart ayında yüzmeye başlıyorum. Kasım ortalarına kadar da neredeyse her gün yüzmek buradaki ritüellerimden biri.

Sıkılmak mı? Bir sahil kasabasının kış ıssızlığı mı? Hepsinin safsata olduğunu daha geldiğim ilk günlerde anladım. Burada her şeyi özellikle daha kaliteli yaşıyorsunuz. Sinema severler için gi­deceğiniz birçok sinema var. Sevdiğiniz tiyatroların, konserlerin çoğu burada da oluyor, üstelik ulaşımı ve seyri çok daha kolay. Aktivite mi istiyorsunuz, yetişemeyeceğiniz kadar. Fotoğrafla mı ilgileniyorsunuz; en az iki dernek var size bütün kışınızı dolduracak kadar iş üretebilecek. Gezmeyi, yürümeyi se­venler için bir sürü yürüyüş grubu var.

Bodrum’un her yeri başka bir dünya

Bodrum’un her semti, her köyü kendi içinde ayrı bir dünyadır. Geldiğimden beri Gümüşlük’ten bir saniye olsun sı­kılmadım, bıkmadım. Köyün tamamı evim gibi. Ama farklı yerlerde kah­vemi, şarabımı yudumlamak, farklı koyların denizlerinde kulaç atmak da büyük keyif. Diğer yandan bütün gün köyümden uzak kaldıysam, köyümü evimi özlüyorum. Gümüşlük Akade­misi bu köyün en önemli parçaların­dan biri. Kış boyu sakin olsa da kapısı her zaman herkese açık. Mayıs-Hazi­ran gibi başlayan atölye, konser, söyleşi v.b. etkinlikler Ekim sonuna kadar sü­rüyor. Bu zamanlarında ziyaret eder­seniz, kurucusu Latife Tekin ve birçok sanatçı, yazar, şair ile karşılaşırsınız bahçesinde, keyifli sohbetlerine konuk olursunuz. Bahçede küçük gölünün kenarında bir çay içmek bile yeter bu mekânın insana ne kadar iyi geldiğini anlamaya.

Şehirde sobanın tadını unutmuştum. Evimde de soba yok. Ama gittiğiniz birçok mekânda sobanın çıtır çıtır se­sini dinleyerek, çayınızı, kahvenizi, şa­rabınızı yudumlayabilirsiniz.

Dediğim gibi; Bodrum’un farklı yerle­rine gitmeyi, oraları yaşamayı da çok seviyorum. Burada dostluklar da çok kolay kurulabildiğinden, bir süre sonra zaten hemen her yerde bir arkadaşınız oluyor, her gün farklı bir yerde olmak için de bir nedeniniz. Burası öyle bir yer ki yalnızlık, huzur ve dinginlik isti­yorsanız bu dinginliği, hareket, kalaba­lık istiyorsanız bu dinamiği size sunan bir yer. Sizi evde bulamayan dostları­nızın kapınıza bıraktığı mandalina, li­mon, portakal torbaları, reçeller, mey­ve suları ile karşılaşmaktır Bodrum…

Bodrum’da da birçok alışveriş mer­kezi var, ama bu sıfatı duyduğunuzda çağrıştırdıkları burada çok farklı. Bil­diğiniz alışveriş merkezlerine benze­miyorlar pek. Aradığınız her markayı bulabilirsiniz, isim yapmış kafe ve res­toranları da. Ama Oasis ve Turgutreis D-Marine gibi alışveriş merkezleri öyle farklı bir mimaride yapılmış ki, deniz­den ve doğadan kopmadan alışverişin keyfini yaşıyorsunuz. İstanbul’un kar­gaşasını mı özlediniz, bunu kışın bile size hatırlatabilir Yalıkavak marina alışveriş merkezi ve çevresi. Yürüyüş­lerinizi ister Kızılağaç’ın benzersiz do­ğasında yapın, isterseniz Ortakent ve Yahşi sahilinin kenarında.

Bodrum’da seçenekleriniz özgürleştirir

Tüm bu yazdıklarıma bakıp size Bod­rum’u allayıp pulladığımı, olumsuz­luklarını görmezden geldiğimi düşün­meyin. Eğer isterseniz lahmacunu 50 değil 100 liraya yiyebileceğiniz mekan­lar da bulabilirsiniz. Esnaflar ve usta­larla sonu gelmez bıktırıcı süreçlere girebilirsiniz. Kışın üşüyebilir, yazın kalabalığından bunalabilirsiniz. Şe­hirdeki merhabasız komşularınızdan sonra, burada da ağaçlara ve hayvan­lara tahammülsüz komşularınız olabi­lir. Yağmur günlerce sürebilir, altyapısı problemli bölgelerden gelen sel baskını haberleri ile kaygılanabilirsiniz. Ama burada şehirde sahip olamayacağınız seçenekleriz var.

Bence bir yeri yaşanılır kılan doğası ve insanlarıdır. Şehirlerin yaşanamaz hale gelmesinin nedeni biziz, Bodrum gibi sahil coğrafyalarının yaşanılır olması­nın da. Şehirlerde doğa ile yaptığımız anlaşmayı fena halde bozduk. Bod­rum’da henüz o kadar ileri gidemedik. Dilerim de gidemeyiz!

Buraya gelirken şehirden, iş hayatım­dan ve hatta sosyal çevremden çok yorulmuştum ve hayatıma dair bazı kararlar almıştım. Maalesef şehirlerde şehirden çok bizler birbirimizi yoru­yoruz. Aldığım kararlardan biri şuydu; kendim ve yaşadığım çevre ile keyif ve haz bazlı uyumlu bir yaşam sürecek, o uyumu bozan her şeyden uzak dura­caktım. Buraya gelen pek çok insanın kararı bu yönde olmalı ki kendim gibi birçok dost edindim. Ama inanın bu­radaki en yakın dostlarınız, köpekler, kediler, kuşlar, ağaçlar ve deniz olacak. Denizle, hayvanlarla, ağaçlarla konuş­mayı başardığınızda öğrendikleriniz yaşamınıza yepyeni pencereler açacak. Onlar en başarılı kişisel gelişim uz­manları.

Burada en önemli seçenekleriniz do­ğada; ne zaman ihtiyaç duysanız size kucak açamaya hazır bir doğada. Ya­zın kalabalığında seçenekler azalır. Bu yüzden sonbaharla başlar özgürlüğü­nüz, bir sonraki yaz başlayana kadar. Bodrum’da kış bambaşkadır; doğası ile anlaşmaya, kendiniz olmaya, seçenek­lerinizin ve özgürlüğünüzün peşinden gitmeye karar verdiyseniz…

Last modified: 23 Ocak 2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir