Dokuma sanatının uzay yolculuğu

tarafından hazırlandı| KÜLTÜR-SANAT

Belkıs Balpınar, “art-kilim” denen sanat dalının öncüsü. Tasarımlarında evrendeki farklı uzamsal düzlemlerden ve mikrokozmostan etkilendiğini söylüyor. Sanat literatürüne “dokuma-ma” tekniği ve deyimini de kazandırmış.

Nur KÖKÜÖZ

 

 

Belkıs Balpınar, geleneksel kilim dokuma tekniğini güncel sanata taşıyarak özgün işler üreten bir sanatçı. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Tekstil Bölümü’nden mezun olduktan sonra, Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nin Halı Bölümü’nde küratör, İstanbul Vakıflar Halı ve Kilim Müzesi’nde kurucu müdür olarak çalıştı. 1986’dan beri geleneksel kilim dokusunu kullanarak “art-kilim” denen sanat dalının öncüsü oldu.

Onun kilimleri yerde üstüne basılası kilimler değil, duvarlarda değerlendirilecek tasarımsal sanat yapıtları. Tasarımlarında evrendeki farklı uzamsal düzlemlerden ve mikrokozmostan etkilendiğini söylüyor. Belkıs Balpınar’ın tasarımlarında derinlik, uzay ve uzam (uzayda sınırlandırılmış bir hacim ya da hacmi tanımlayan düzlem…) kavramları dikkat çekiyor. Özellikle fizik ve astronomi alanında okuduğu kitapların işlerine yansıdığını belirten sanatçı, görünen dünyayı algılama/algılayamama, algılamanın çeşitliliği, bakış açıları ve perspektif gibi konularla hem biçimsel hem teorik olarak ilgilenmekte.

Kilim dokusu üzerinde yarattığı biçimleri, uzamdaki hareketlerin bir yansıması olarak ele alıyor, düz kilim çözgüleri üzerine yaptığı formlarla derinlik hissi yaratıyor. Dokunmamış bölgeler bırakarak ışığın arkaya vurmasıyla oluşan gölgelerle çalışmalarına başka bir boyut daha katıyor. Evrendeki farklı uzamsal düzlemler ve mikrokozmos, makrokozmoz, kuantum fiziği ve galaksiler gibi temalar çalışmalarında ön plana çıkıyor. Evrensel bir noktada durarak varlığın özüne odaklanıyor. Sonuç olarak bir parçanın içerisine birkaç bakış açısı yerleştirerek basit formları kendine has süzgecinden geçiriyor.

 

 

Kilim ve halılar hakkında kitap ve makaleler yazan sanatçı ayrıca yurt içi ve yurt dışında bu konuda konferanslar veriyor. Çalışmalarına ve yaşamına Bodrum’da devam eden Belkıs Balpınar’la sanatı, etkileşimleri ve görünmeyenin görüntüsünü yakaladığı yapıtları hakkında konuştuk:

 

Türkiye’de ilk kez sizin yarattığınız art-kilim tarzı nasıl doğdu ve nasıl gelişti. Dokumadan dokumamaya nasıl geçtiniz?

Güzel Sanatlar Akademisi Tekstil Bölümünden mezun olduktan sonra bir müddet halı desinatörü olarak çalıştığım için halı ve kilimlerle ilgilenmeye başlamış oldum. Sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde çalıştığım dönemde Anadolu camilerinden topladığımız halı ve kilimlerle Vakıflar Halı ve Kilim Müzesi’ni gerçekleştirmiş olduk. Müzeden ayrıldıktan sonra Istanbul’da birkaç dokuyucu hanım bularak yeni kilimler dokutmak istedim. Anadolu geleneksel kilimleri, binlerce yıllık bir geleneğin sonucunda ortaya çıktığı için belirli bir mükemmelliğe ulaşmıştır. Onun için onları stilize ederek, uzatarak, esneterek, çarpıtarak pek bir şeyler yapılamaz. Bir sanatçı olarak kendine özgü bir şeyler yapmak gerekir. Ancak kilim dokumasıyla çok limitli formlar elde edilebilir. Bu nedenle çok minimalist düşünmek gerekir. Minimalist şekilde en az ile iyi bir şey ortaya çıkartmak da oldukça zordur. Ben de zaten yaşam biçimimden tutun sanata kadar azla yetinmeyi benimsemişimdir. Tasarımlarımda da çok ekonomik davranarak çalışmalarımda dokunmamış bölümler bırakmayı dokuyucumla birlikte keşfettik. Yıllardır yaptığım çalışmalar “art-kilim” olarak adlandırıldı. Bu terim literatüre girdi. Buna karşı ben belki de bir tepki olarak dokuma-ma tekniğini ve deyimini oluşturdum galiba.

Dokuma ya da dokumama dediğiniz teknik nedir?
“Dokuma-ma” tekniği benim yenilikçi çizgimin en önemli örneklerinden biri. Arada dokunmadan bırakılan ipliklerle pek çok işleyiş farklılığını gösteriyorum. Dolayısıyla bu geleneksel tekniği günümüze ve güncel sanata uyarlamış oluyorum. Yani parçanın bir kısmını dokuyup bir kısmını dokumadan bırakıyorum. Böylece
“dokumama” dediğim kavram çıkıyor ortaya. Boşlukların verdiği nefes alma etkisiyle farklı görüntüler
deniyorum. “Kilim” dokuma tekniğinin sınırlarını zorlayarak tümüyle dokunmamış boş çözgüler üzerinde desenlerin, formların dokunmasını sağlayarak, çok boyutlu işler üretiyorum.

 

Nelerden etkileniyorsunuz ya da esinleniyorsunuz?
Albert Einstein’ın, insanın henüz algılayamadığı dördüncü boyutu zaman ve hız olarak bir uzam üzerinde göstermesi beni ve işlerimi etkilemektedir. Bilimsel çalışmaların ve filozofların, sanatçılara ve kültür-sanat dünyasına katkılarını kanıtlar nitelikte üretimler gerçekleştiriyorum. İnsanın kendi yarattığı dünya çok karmaşık. Milyarlarca galaksi ve onların içinde milyarlarca yıldız olan evrende ise bizim zaman algılamamıza göre bir düzen görülüyor. Pek çok sanatçı dünya üzerindeki bu kaosun içinden bir şeyleri yansıtmaya çalışıyor. Bense bizim zaman anlayışımıza göre daha düzenli görünen makro evrendeki galaksi ve gezegenlerin ya da mikro evrendeki parçacıkların devinimlerinin oluşturduğu uzamları imaeden görüntüler yakalamaya çalışıyorum. Desenlerimde çoğu kez bir derinlik, bir boyut, bir hareketi yakalamak istiyorum.

Bu teknik sadece size özgü mü?
Benden önce tekstil sanatları içinde zaman zaman çözgü denilen ipleri dokunmadan boş bırakanlar olmuştur. Bizde de Fırat Neziroğlu adlı genç bir arkadaşımız ince naylon ipler üzerine kendi eliyle portreler dokumakta, üst kısımlarını boş bırakmakta. Bense gittikçe dokunmamış bölümleri arttırarak üzerindeki formları azaltarak neredeyse Lucio Fontana gibi bir çizgi atıp bırakacağım.

Eserlerinize bir ad veriyor musunuz?
Vermek zorundayım. Esasında izleyiciye bırakmak isterim. Ama parçaların tanıtılması için vermem gerekiyor. Aslında parçaların kendini anlattığını düşünüyorum. Bazı çalışmalarımın adları: derinlik, dişi, asimetri, doğum, genleşme, zaman düzlemi, gökdelen, akış, patlama, şimşek, üreme, katmanlar, yörüngeler gibi…

 

 

Kullandığınız iplerin bir özelliği var mı?
Çözgülerde (dikey ipler) yün, pamuk veya kenevir ipini kullanıyorum. Dokumanın yapıldığı renkli ipler ise kök boya ve el bükümü çoğunlukla yün bazen de pamuk ipler…

Size çağdaş bir sanatçı diyebilir miyiz?
Çağdaş sanat çok yönlü, hem konular hem de kullanılan malzemeler açısından…Özellikle genç sanatçılar çok ilginç malzemeler kullanarak eserler üretiyorlar. Yapılan sanat ürününü kullandığı malzeme veya tekniğiyle adlandırmak pek doğru olmuyor. Ben de art-kilim, textile art, dokuma sanatı falan gibi tanımlamalarla sınıflandırılmak istemiyorum. Ben de pek çok değişik türler uygulayan kişiler gibi çağdaş sanatçıyım.

Türkiye ve yabancı ülkelerde çok sayıda sergiler açtınız. Yapıtlarınızı genelde kimler satın alıyor?
Özel koleksiyon sahibi kişiler ve firmalar alıyor. Dünya Bankası, Milano’da Prada, New Yorklu bir koleksiyoner olan Bernard Chappard çalışmalarımı satın alanlar arasında… Sanat galerilerindeki sergilerden

Last modified: 11 Aralık 2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir