Dünya’dan Mimariler: Dikey Büyüyen Japon Mimarisi

tarafından hazırlandı| MİMARİ

Japon Mimarisi Nedir?

Bir Doğu Asya ülkesi olan Japonya; dünyanın en kalabalık ülkeleri arasında yer alıyor. .MS. 3. ve 4. yüzyıllarda yerleşik hayatın başladığı düşünülen Japonya’nın mimari geçmişi; MS. 5. yüzyıla dayanıyor. Bu tarihlerde geliştirilen “shoin-zukuri” tekniği; halen kullanılmakta olup; aynı zamanda Japon mimarisinin temelini oluşturuyor. Bu teknik ışığında gelişen Geleneksel Japon Mimarisi’ne ilişkin detaylar konut mimarisinde dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra genel olarak yapıların tasarım dili incelendiğinde; Japon mimarisinde sadelik ve minimalizmin ön plana çıktığı görülüyor. Dünyada teknolojik gelişmelerin öncüsü olarak tanıdığımız Japonya’nın bu özelliği mimariye yansıyarak Modern Japon Mimarisi’ni oluşturuyor. Teknolojik gelişmelerin etkisiyle yenilenen Japon yapıları; kendine özgü tasarımlarıyla fark yaratıyor.

“Shoin-Zukuri” Tekniği

Bazı kaynaklarda “shoin-zukuri”, bazı kaynaklarda ise “sukiya-zukuri” olarak geçen bu teknik; Zen felsefesinden ilham alarak Japon mimarisinin temelini oluşturuyor. Zen felsefesi; doğa ile çatışmak yerine onunla bir bütün olmanın gerekliliğini; gösterişlilik ve sunilik yerine sadelik ve doğallığın ön plana çıkması gerektiğini savunuyor. Bu anlamda Shoin-Zukuri tekniğine göre; yapılarda uygulanması gereken bazı kurallar ortaya çıkıyor. İlk olarak bu teknikte; bahçe ile yapının bütünlük sağlaması amacıyla bahçenin belli kısımları yapının içine dahil ediliyor. Bunun için üstü saçaklarla örtülü ve yanları açık verandalar kullanılıyor. Ayrıca Shoin Zukuri tekniğine göre, yapının giriş kısmında bir adet antre bulunması; antrenin,odalarla ve odaların da çatı boşluğu ile tavan bölmeleri aracılığıyla birbirinden ayrılması gerekiyor. Geleneksel Japon evlerinde hâlâ etkisini sürdüren sade ve az mobilya kullanımı da Shoin-Zukuri tekniğinden geliyor. Bu teknikte evin içinde bulunan mobilyaların doğal malzemelerden üretilmiş, sade bir tasarıma sahip ve yere yakın boyutlarda olması gerekiyor. Mekânlar arası geçişlerde ise keskin sınırlar yerine esneklik sağlayan geçiş elemanlarının kullanılması tercih ediliyor. Bu nedenle odalar arası geçişler; hareketli paravanlar ve sürgülü paneller aracılığıyla yumuşatılıyor. Aydınlatma konusunda ise iç mekânlarda doğrudan kaynaktan gelen ışık yerine, dolaylı aydınlatmaların tercih edildiği görülüyor. Yapıların renk skalası genel olarak incelendiğinde ağırlıklı olarak kırmızı, siyah ve altın renk tonlarının kullanılıyor olması dikkat çekiyor. Son olarak Shoin-Zukuri tekniğinde; konut içinde bulunan değerli eşyaların saklanması amacıyla taştan yapılmış depolama alanlarına ve mahzenlere rastlanıyor.

Geleneksel Japon Evlerinde Dikkat Çeken Detaylar

Geleneksel Japon konutlarında iç mekân kurgusunun “shoin-zukuri” tekniği çerçevesinde şekilleniyor olması dikkat çekiyor. Japon konutlarına özgü bazı mimari ögelerden söz etmek gerekirse ilk olarak kapı yerine kullanılan ve shoji adı verilen yarı saydam paravanlar ön plana çıkıyor. Gün ışığının dolaylı bir şekilde iç mekâna yayılmasını sağlayan bu paravanlar; ahşap, kumaş ve kâğıt gibi çeşitli malzemelerden üretilebiliyor. Geçiş noktalarında gerekli olan esnek sınırları oluşturmak amacıyla shojilerin haricinde fusuma adı verilen opak geçiş elemanları da kullanılabiliyor. Ayrıca dekoratif bir görünüm elde etmek amacıyla, Japon mimarisinde sürgü kapı işlevi gören fusumaların üzerine çeşitli bitki ve hayvan figürleri çiziliyor. Yere yakın mobilyalar arasında Japon konutlarında kullanılan futon isimli yer yatakları dikkat çekiyor. Bu yataklar karyola olmaksızın; yatak, yastık ve yorgan olmak üzere sadece üç parçadan oluşuyor. Geleneksel Japon evlerinde zaisu adı verilen kendinden minderli ayaksız sandalyelere veya zabuton ismindeki bu sandalyelerin mindersiz hallerine rastlanabiliyor. Tıpkı Türk evlerinde olduğu gibi Japon evlerine girişte de ayakkabıların çıkarılıp terliklerin giyildiği genkan isimli bir alan bulunuyor. Ayrıca andon adı verilen etrafı kâğıtla kaplı, içinde mum olan aydınlatma elemanları; günümüzde elektrikli versiyonlarıyla varlığını hâlâ sürdürüyor. Geleneksel Japon evlerinin çatılarında kiremit ve sazlık kullanımı, özgün tarzıyla dikkat çekiyor.

Modern Japon Mimarisi

Başta teknoloji olmak üzere bir çok alanda olduğu gibi mimaride de Japonlar kendine özgü tasarımlarıyla fark yaratıyor. Geçmiş zamanlarda geleneksel konutlarıyla dikkat çeken Japon mimarisi, günümüzde futuristik yapılarıyla özgünlüğünü sürdürüyor. Geleneksel konutlardaki minimum mobilya kullanımı, doğaya saygı ve sade tasarım ilkesi; modern yapılarda da kendini gösterirken; inşaatta kullanılan renkli ahşap malzemeler yerini cam, brüt beton, seramik ve paslanmaz çeliğe bırakmaya başlıyor. Gelişen teknolojinin merkezi olan Japonya, bu kimliğini mimariye de yansıtarak dünyanın hiçbir yerinde olmayan sıra dışı tasarımlar ortaya koyuyor. Cephede yenilikçi fikirlerin ön plana çıktığı konutların iç mekânlarında geleneksel mimarinin izleri görülmeye devam ediyor. Zen felsefesinden alınan ilham, modern eserlerde de hükmünü sürdürüyor. Paslanmaz çelik taşıyıcıların çizgiselliği, kullanım alanlarının boyutları yerine fonksiyonelliğinin önem kazanması bu anlamda örnek teşkil ediyor. Modern Japon mimarisinde dikkat çeken, tamamıyla camdan oluşan dış cepheler; mahremiyet ve enerji tüketimi konusunda mimarlar arasında tartışmalara sebep oluyor.

Sıra Dışı Tasarımlar

Modern Japon mimarisinin gelişmesiyle, mimarlık dünyasına damgasını vuran birkaç konut tasarımından bahsetmek gerekirse bu eserler arasında ilk sırada Kazunori Fujimoto Architect’in Hiroshima sahil bölgesinde tasarlamış olduğu, tamamen betondan oluşan konut projesi yer alıyor. Beton bir platform üzerinde birbiri ile kesişen iki küp şeklinde tasarlanan bu yapı, tamamen betondan oluşuyor. Bu yapıda yüksekte bulunan giriş kapısına uzanan, betondan yapılmış geniş basamaklı merdivenleri, çatı terasına çıkmak için kullanılan dar basamaklar merdivenler takip ediyor. İç mekânda ise döşemelerde kullanılan cilalı beton; pencerelerden giren gün ışığının yansımasını sağlıyor. Ayrıca farklı kot geçişlerinde kısa beton basamaklara rastlanan konutta, farklı kotlarda yer alan odalar arasında geçiş sağlayan sarmal yapılı uzun bir beton merdiven dikkat çekiyor.

Japonya’da bulunan bir diğer sıra dışı konut tasarımı ise Tokyo’da inşa edilen dört katlı transparan ev olarak karşımıza çıkıyor. Bu evin dış cephesi tamamıyla camdan oluşuyor. Böylelikle tüm odalar dışarıdan bakıldığında net bir şekilde görülebiliyor. Sou Foujimoto Mimarlık şirketi tarafından tasarlanan bu ev 85 metrekarelik bir alana sahip olmakla birlikte 21 ayrı yaşam alanından oluşuyor. Sadece banyo için kalın duvarlarla çevrili bir alan ayrılırken, evin diğer kısımlarında mahremiyete dair hiç bir dekorasyon elemanı bulunmuyor. Genç ve çocuksuz bir çiftin yaşayacağı bu ev 4 kattan oluşuyor.

Japonya’da inşa edilen bir diğer ilgi çekici konut ise Mizuishi Architects Atelier tarafından tasarlanan üçgen ev! Bir kenarında nehir bir kenarında yol bulunan bu yapının ilk katında yatak odası üst katta ise mutfak ve oturma odası bulunuyor. Dar mimarisi ile dikkat çeken konutun iç mekânlar arasında geçiş yaparken alt kat ile üst kat arasında el merdiveni kullanmak gerekiyor. Az sayıda eşyanın yer aldığı üçgen biçimli bu yapı, dünyanın en sıra dışı evleri listesinde yer alıyor.

Birçok sıra dışı tasarım örneği ile genişletilebilecek bu liste; Japon mimarların özgün tasarım adına yaptığı çalışmalardaki başarılarını ortaya koyuyor. Dünyanın birçok yerinde görmeye alıştığımız mimari örneklerinden farklı olarak yürütülen bu çalışmalar Japonya’nın teknolojide olduğu kadar mimaride de gelişme isteğini gözler önüne seriyor. Ortaya çıktığı ilk günden bu yana Japon mimarisi kendi kültürünün izlerini hiç bir zaman yitirmeden; teknolojinin olanaklarından faydalanarak gelişmeyi sürdürüyor. Dolayısıyla bu yapıları tasarlayan mimarlık şirketleri ve mimarlar dünya çapında adını duyurmayı başarıyor.

*Görseller Shutterstock’tan alınmıştır.

Last modified: 11 Aralık 2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir