Akdeniz’de tarihi bir köşe: Gemiler Adası

tarafından hazırlandı| MİMARİ, SEYAHAT

Gemiler Adası’nda araştırma yapan Japon arkeoloji ekibinin değerlendirmelerine göre, bu ada Kudüs’e giden hac yolunun üzerindeki kutsal ziyaretgâhlardan biriydi. Sadece bu ada değil, güneyinde yer alan daha ufak bir ada (Karacaören Adası) ve batısında, Tuzla Burnu yakınındaki ada ile beraber topyekûn bir dinsel merkez oluşturduğu düşünülüyor.

 

ENİS KARAKAYA

Sanat Tarihçisi (M.A.)

 

Muğla’nın Fethiye ilçesine sadece 9 kilometre uzaklıkta, küçük bir koy bulunur. Fethiye’nin ünlü turistik bölgesi olan Kaya Köy’ün batısında, çam ve zeytin ağaçları ile kaplı piknik alanı ve plaj olarak düzenlenmiş bu koy, “Gemile koyu” olarak anılır. Aynı adı taşıyan ada ise halk arasında “Gemiler Adası” olarak biliniyor.

Tarihi kaynaklarda Symbola denilen bu kara parçası, zirvesindeki Aziz Nikolaos Kilisesi nedeniyle gemiciler için hazırlanan kılavuz kitaplarında Aziz Nikolaos Adası olarak geçiyor. Aziz Nikolaos tarafından korunduğuna inanılan, ana karaya paralel 400 bin metrekarelik bu kara parçası, koyun önüne bir kalkan gibi set çekiyor. Lodos rüzgârına kapalı bu korunaklı kesim, tekneler için güvenli bir liman. Ayrıca bir zamanlar korsan gemilerinden saklanmaya yarıyordu.

Yıllarca ıssız kaldı

Tarih ve arkeolojik bulgular ışığında değerlendirme yapıldığında, bu adanın V. ve VI. yüzyıllar içinde gelişmiş ve kalabalık bir nufüsu sahip bayındır bir bölge olduğu söylenebilir.  Adanın mahvolmasına,  VII. yüzyıldaki meydana gelen büyük yangının sebep olduğu düşünülüyor. Ayrıca  o dönemde Anadolu’nun güney sahilini ve adaları yağmalayan Arap donanması Gemiler’e de saldırıp zarar verdi. Bu saldırılar sırasında ada halkı daha güvenli olan iç kesimlere kaçtı. Bizans halkının terk ettiği bu topraklara geri dönüşü ancak XII. yüzyılda oldu. Nikolaos Adası bu tarihten sonra sönük bir balıkçı köyü olmaktan ileriye gidemeyen, sadece kutsallığına hürmeten ziyaret edilen ve kiliselerin civarına defin yapılan bir yere dönüştü. Ada bugün de ıssız, ancak yazın turistler tarafından ziyaret ediliyor.

Açık hava müzesi

Gemiler Adası’na sahilden kiralanan tekneler ile ulaşılıyor. Fethiye Müzesi’nin denetiminde bir açık hava müzesi olan adanın batı kısmındaki kilise kalıntısına (kilise 1),  kısa bir yürüyüşle varılıyor. Zamanın, deprem ve savaşların yanı sıra toprak kayması yüzünden de harap olan kilisenin sağlam halini hayal edebilmek çok kolay değil. Sadece apsis kısmı ile vaftiz binası kısmen tanımlanabilir durumda.

Adanın zirvesine doğru giden patika yoldaki  2 numaralı kilisenin, adanın önemli bir yapısı olduğu, düzgün taş işçiliğine sahip duvarlarından rahatlıkla anlaşılıyor. Kilisenin kubbesi, papazların âyin sırasında oturdukları kademeli sıralar ve ibadet mekânını belirleyen yan duvarların büyük bir kısmı hala ayakta.

Batıdaki parçası, avlusu  tamamen yok olan yapının yan kapı ve apsis yan duvarında,  kısmen sağlam kalabilmiş bezemelere rastlanıyor.

Belki de adadanın esas kilisesi olan yapı, adanın zirvesindeki binaydı. Zaten bu yapı konumu ve inşaatında görülen titiz işçilikten dolayı adanın diğer yapılarına oranla ön plana çıkıyor. Gemici rehberlerinde de  adanın tepesinde Aziz Nikolaos Kilisesi’nin olduğu belirtiliyor.

97’de yapılan kazılar

Araştırmalardan yapının bazı bölümlerinin kayadan oyularak şekillendirildiği, diğer duvarlarda ise kaba arazi taşı ve Horasan harcı kullanılarak inşa edildiği anlaşılıyor. 1997’deki kazılar sonucunda yapının içindeki toprak ve moloz temizlendi, yapının yer döşemesi ortaya çıkartıldı ve kilisenin planı anlaşıldı.

Bu haliyle 30 metre boyunda üç avulsunefi olan Nikolaos Kilisesi’nin üzerinin kiremitlerle kaplı ahşap bir çatı ile örtüldüğü, çatının sütunlara oturan kemerlerle taşındığı anlaşılıyor. Arazi koşulları uygun olmadığından bir avlu yapılmamışsa da kilisenin güneyinde, taş merdivenler aracılığıyla varılabilen deniz manzaralı terasın avlu olarak kullanılmış olabileceği düşünülüyor.

Makedonyalı kuyumcudan hayır

Apsis yarım kubbesinin mozaikler, pencere üstlerinin freskolar ile bezeli olduğu, kilisenin tabanının ise son derece dekoratif mozaikler ile kaplandığı görülüyor. Kilisenin ibadet mekânının çok renkli mozaikten büyük bir özen ve ustalıkla yapıldığı, kalp şeklindeki sarmaşık yaprakları, hurma dalları, kenger yapraklarını kemiren keçi ve boynundan bir ağaca bağlanmış olan boğanın son derece gerçekçi olarak betimlendiği kilden kabartmalar dikkati çekiyor.

Büyük bir kısmı Fethiye Müzesi’ne taşınan mozaik döşemenin haricinde, kireç taşından yapılma, son derece dekoratif kabartma panolara ait parçalar da bulunuyor. Mozaik panolardan birinin bordüründeki Yunanca bir yazıt, bu döşemenin Makedonyalı bir kuyumcu tarafından hayır olarak yaptırıldığını ve Aziz Nikolaos’a adandığını anlatıyor.

Kilisenin içi bir dönemden sonra mezarlık gibi kullanılmış ve bu nedenle mozaiklerin büyük bölümü bozulmuş. Yapının ibadet mekânında, kaba taşlarla çevrilmiş altı mezar bulunuyor. Bu mezarların yakınında bulunan sikkeler, gömme işleminin XI-XII. yüzyıllar içinde gerçekleştirildiğini gösteriyor.

Hacıların yolu

Denizden yaklaşık 100 metre yükseklikteki kiliseden, adanın doğu ucuna doğru uzun, tonozlu bir galeri uzanıyor. Tören yolu olduğu çok belirgin olan bu yolun, dinsel törenlerde, bu dinsel mekânı ziyaret eden hacıların düzgün sıralar halinde hareket etmesi ve kutsal eşyaların çevresinde yapılacak tavafa uygun biçimde yapılmasını sağladığı anlaşılıyor.

Mevsimine göre ziyaretçileri kızgın güneşten veya yağıştan korumak için üstü kapalı yapılan galerinin güzel bir örneği, Karaman’da, Karadağ’ın zirvesini oluşturan Mahalaç tepesinde bulunuyor. Kesme taş ve kuvvetli Horasan harcıyla inşa edilmiş olan galeri, adanın doğu ucundaki küçük bir kiliseye kadar uzanıyor.

Yıkıldığı için planı hakkında yorum yapmak ya da öngörüde bulunabilmek mümkün olmayan galerinin batı yönünde bir su sarnıcı ile yakın civarında bir anıt mezar ile niteliksiz tek mezarlar var. Küçük bir nekropolis içinde mezarlık şapeli olarak kullanılmış olması muhtemel bu yapı da zemininin mozaiklerle bezeli olduğunu gösteren izler taşıyor. Bu küçük adada, dinsel işlevi olan bu yapılardan başka bazı konut kalıntılarına da rastlanıyor.

Adanın Lodos rüzgârına kapalı kuzey kısmı küçük bir liman şeklinde kullanıldığı için, iskele ile rıhtımdaki antrepo, adanın bu kesiminde yer alıyor. Surlara ait kalıntılar, adanın kuzey sahili boyunca uzanıyor. Yine aynı kesimde yer alan konutların bir kısmı oldukça sağlam olarak bugüne ulaşırken, sahile yakın binalar, özellikle antrepoların bir kısmının, depremlerin oluşturduğu çökmelerle suyun altında kalmış.

Kutsal ziyaretgah

Gemiler Adası’nda araştırma yapan Japon arkeoloji ekibinin değerlendirmelerine göre, bu ada Kudüs’e giden hac yolunun üzerindeki kutsal ziyaretgâhlardan biriydi. Sadece bu ada değil, güneyinde yer alan daha ufak bir ada (Karacaören Adası) ve batısında, Tuzla Burnu yakınındaki ada ile beraber topyekûn bir dinsel merkez oluşturduğu düşünülüyor. Henüz bilimsel araştırma yapılmamış bu adalarda da IV-V. yüzyıllara tarihlendirilmeleri mümkün olabilecek, dinsel işleve sahip bazı yapı grupları ile mezarlar var.

 

Aziz Nikolaos ya da Noel Baba

Akdeniz’in kıyı şeridinde kültü son derece yaygın, çok saygın, Likya bölgesi dâhilinde, Patara’da doğmuş olan bir aziz olan Nikolaos (Santa Claus), Hıristiyanlıkta denizcilerin koruyucusu ve bereketin sembolü olarak biliniyor. Hacı olmak üzere gittiği Kudüs’ten dönerken fırtınaya tutulan gemiyi duaları ile batmaktan kurtarmasının yanı sıra denize düşerek boğulan bir denizciyi de dirilttiği anlatılan Aziz Nikoloas, bu mucizelerden sonra denizcilerin de koruyucu azizi olarak kabul edildi.

Bugün “Noel Baba” diye anılan azizin adını taşıyan bu ada ve onun başkilisesinin, özellikle sefere çıkan gemiciler, avlanmaya giden balıkçılar tarafından sık sık ziyaret edildiği, aynı şekilde seferden sağsalim dönen ve avı bereketli geçen balıkçıların şükretmek için geldikleri önemli bir uğrak yeri olduğu biliniyor.

Last modified: 11 Aralık 2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir