Büyükçekmece’de Tarihin ve Yeşilin İzinde Bir Gün

tarafından hazırlandı| SEYAHAT

YORULDUYSANIZ SIZI ISTANBUL’UN BATISINA DOĞRU ALALIM

İstanbul sunduğu binbir güzelliği ve ona denk düşen kalabalığıyla dünyanın en hareketli yaşayan şehirlerinden biri. Yoğun bir tempoda hayatın devam ettiği İstanbul’un etrafa serpiştirilmiş tarihi ve cömert güzellikleriyle dolu ilçeleri ise bize arada durup nefes almak, tarihe ve doğaya doymak konusunda oldukça yardımcı oluyor. İstanbul’da batıya doğru gittikçe karşımıza çıkan ve adı geçtikçe aklımıza çoğunlukla Türkiye’nin en büyük fuar merkezi TÜYAP ve içinde barındırdığı gölün geldiği Büyükçekmece de insanlara İstanbul’un fiziki sınırlarından çıkmadan farklı bir hava soluma fırsatı sağlıyor. Büyükçekmece ve çevresi en çok bahar ve yaz aylarında ziyaret ediliyor. Bunun sebebiyse insanların burayı stresten uzak bir mekan olarak tanımlıyor olması. Gelin hep birlikte yeşil ve maviyi bir arada bulunduran aynı zamanda tarihin de dimdik ayakta durduğu Büyükçekmece’ye bir göz atalım.

ATIRUS’TAN BÜYÜKÇEKMECE’YE

Tarih macerası M.Ö 7. yüzyılda Helenler ile başlayan Büyükçekmece, kaynaklarda Bizans egemenliğine geçtikten sonraki ismiyle Atira veya Atirus olarak görülür. Bizans ve Osmanlı dönemlerinde Büyükçekmece’nin sefere giden orduların yol üzerindeki dinlenme ve konaklama yeri olduğu biliniyor. Bu sebeple Büyükçekmece’de han, hamam ve kervansaray kalıntılarını görme şansınız oldukça yüksek. İlçeye adını veren gölün isminin nereden geldiğine dair çeşitli söylentiler bulunmakta. Bunlardan en yaygınları gölün üzerindeki köprü inşa edilmeden önce karşıdan karşıya geçmek için kullanılan sandalların büyüklüğü ve küçüklüğü ve gölü ulaştıran kanalların diğer kanallara nazaran daha büyük olması. Yine de hatrı sayılır bir çoğunluktan da duyabileceğiniz üzere gölün ismi üzerinde bulunduğu ovanın büyüklüğüne gönderme yapmaktadır. Çekmece kısmı ise sandalların çekilmesinden geliyor.

BIR SEFER VE BIR SÜRÜ ŞAHESER

Köprünün turistik girişinde, Büyükçekmece Menzil Külliyesi’ni görüyoruz. Görmeden gitmemeniz gereken, hepsi Mimar Sinan’ın dehasının eseri olan Sokullu Mehmet Paşa Camii, Sultan Süleyman Kervansarayı olarak bilinen Kurşunlu Han ve Kanuni Sultan Süleyman çeşmesi yer alıyor. Çoğunluğu Zigetvar seferinin vesile olduğu eserler, seferlerin ne denli geniş çapta ve masraflı olabileceğini de gösteriyor. Hepsi birbirine birkaç adımlık mesafede olan bu tarihi kanıtları gezip görebilirsiniz. Menzil Külliye’sinden Kültür Park’a geçiş Eskiden yolculuk yapan insanların mola verdiği ve konakladığı Menzil Külliyesi yaklaşık 20 yıl önce Kültür Park ismiyle halka açıldı ve halkın sosyalleştiği ve sanatsal faaliyetlere yer verilen tarihin hava ve suyla kaynaştığı bir mekana dönüştü. Öyle ki buradaki suyu izlemek bile insanı dinlendiriyor. Ek olarak, bünyesindeki Yöre Evleri ismindeki evler külliyeyi ziyarete gelenlere birbirinden çeşitli Anadolu tatlarını da sunuyor.

BÜYÜKÇEKMECE SAHİLLERİ VE TEPECİK’TE GÖL KENARINDA PİKNİK

Marmara kıyısında bir başka şehir kadar uzun tam olarak 25 km’lik bir sahile sahip olan Büyükçekmece, İstanbul’un en önemli sayfiye merkezlerinden biri olmasıyla ünlüdür. Mimar Sinan sahil yolu ferah havasıyla yürüyüş yapmak için en iyi noktadır; Mimaroba, Gürpınar sahili ve Albatros mavinin karşısında vakit geçirmek isteyenler için ismi en sık duyulan yerler arasındadır. Denizi izlemekle yetinmeyen olursa endişelenmesin, içinden suyun tadını çıkarmayı geçirenler için ayrılmış plajlar var.
Büyükçekmece İstanbul’un park zengini ilçesi olarak ün salmış durumda. Yüz adımda bir park alanı görmeniz çok olası. Uzun sahil yolu boyunca ister yürüyüş yapın ister piknik, iki şekilde de geçirdiğiniz vakitten memnun olacaksınız. Gürpınar sahilinde misafirlerin denize karşı keyifli vakit geçirmesini ve konforunu gözeterek tasarlanan piknik alanları barındırıyor. Özellikle güneşin Marmara Denizi üzerindeki batışını Büyükçekmece’den izlemenin keyfi ilçede yaşayanları ayrıcalıklı İstanbullular gibi hissettiriyor. Bu piknik alanlarında çocukların eğlenmesi için macera parkı, mangal yapmak isteyenler için mangal üniteleri ve çeşmeler de bulunuyor. Büyükçekmece’deki en ünlü piknik alanıysa Tepecik piknik alanı. Göl kenarında çam ağaçları arasında oksijene doyabileceğiniz, aileniz veya arkadaşlarınızla kaliteli vakit geçirebileceğiniz Tepecik Çamlık piknik alanı aynı zamanda kamp severlerin de uğrak noktalarından biri.

BÜYÜK ATATÜRK PARKI: EN BÜYÜK KENT PARKI

Büyük Atatürk Parkı, Büyükçekmece’nin akciğerleri olarak biliniyor. Büyükçekmece Mimaroba sahilinde bulunan Büyük Atatürk Parkı içerisinde görebileceğiniz göleti, dinlenme alanları, kafeleri ve spor alanları ile insanlar için rehabilitasyon merkezi görevi görüyor. Parkın gölet etrafındaki rengarenk peyzajının bu konuda payı büyük. Büyükçekmece’nin sembolü gölden alınan ilham ile yapılan bu parkta bir mola verebilirsiniz.

 

 

UZAKLARDA ARAMA! SERIN, SAKIN, YAZLIK KUMBURGAZ

Hafta sonunuzu şenlendirmek için arabaya atlayıp gidebileceğiniz bir başka yer 8 km uzunluğunda bir sahil şeridine sahip, eskilerin tatil merkezi bellediği Kumburgaz. Büyükçekmece’ye yalnızca 13 km uzaklıktaki Kumburgaz için yola çıktıktan sonra doğanın cömert jestlerine ulaşmak yarım saat bile sürmüyor. Kumburgaz yıllar önce şimdinin Ege’si ve Akdeniz’i kadar hareketli bir tatil ve eğlence merkeziyken artık daha sakin. Ziyarete gitmek isteyenleri bölgedeki en güzel kumsal ve en temiz deniz suyu karşılıyor. Yaz aylarında denizinde sörf, dalış ve yelken gibi sporları gibi aktivitelere rastlayabilirsiniz. Kumburgaz halkının kendilerine özgü bir yaz ve tatil kültürüne sahip olduğunu söylemezsek olmaz. Rumların yaşadığı dönemlerde buraya kumunun bol olmasına atıfta bulunarak Konumyo denmiş. Daha sonra Türklerin yerleşmesiyle ismi Kumburgaz olmuş. Tarihi eserlerin çoğu tahrip edildiği için günümüze ulaşamamışlar ama Kumburgaz hak ettiği ilgiyi hep görmüş. Eskiden beri yazlıkçıların adresi olan Kumburgaz’da hayat hep hareket halinde. Özellikle yaz aylarında insan nüfusu bir tık artan Kumburgaz’da insanlar aramaya geldikleri şeyi bulabiliyorlar: huzuru.

Mimar Sinan’ın dokunduğu yer: Büyükçekmece Gölü

Büyükçekmece ve Çatalca arasında kalan, İstanbul’a su temini sağlayan iki doğal gölden biri olan Büyükçekmece gölü hafta sonu kaçamakları için mutlaka önerilmesi gereken bir nokta. 140’tan fazla kuş türüne ev sahipliği yapan bu gölün eşsiz güzelliğinin tarihle nasıl buluştuğunu görmek istiyorsanız bir gününüzü ayırarak ziyaret edebilirsiniz. Göl üzerinde, günümüzde sapasağlam ayakta duran ve bakıldığında hayranlık uyandıran Mimar Sinan imzalı bir köprü mevcut. Hatta altından geçirilen borular sayesinde gölün donmasının engellendiği duyulunca, Mimar Sinan’a ve buraya hayran kalmamak mümkün olmuyor.
Mimar Sinan isminin Büyükçekmece boyunca bir sürü farklı yerde karşınıza çıkması ihtimali çok yüksek çünkü Mimar Sinan’ın bu ilçede ve civarında çok emeği bulunmakta. Mimar Sinan burada da dehasını hangi sebeple sergilemiş dersiniz?
Kanuni Sultan Süleyman Zigetvar seferine giderken göl üzerinden ordunun geçişinin sandallarla yapılmasının yorucu ve vakit harcayan bir iş olduğunu fark edince, emir üzerine Mimar Sinan Marmara Denizi’nin Büyükçekmece gölü ile birleştiği yerde ordunun geçişini kolaylaştıracak ve yıllar sonra bakanın tekrar bakmak isteyeceği bir köprü inşa etmeye başlamış. Kanuni Sultan Süleyman gittiği seferde şehit düşünce oğlu II. Selim döneminde yapımı tamamlanan bu köprünün uzunluğu 636 metre, genişliği 8 metre ve köprü tam olarak 28 kemerden oluşuyor. İlçenin sembolü olan bu köprüye hem Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü hem de Mimar Sinan köprüsü deniyor.

Last modified: 11 Aralık 2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir