Robotlar çağı başlıyor

tarafından hazırlandı| İŞ HAYATI

Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) eylül ayında yayınlanan son raporu dikkat çekici. Rapora göre, önümüzdeki 7 yıl içinde makineler ve otomatik yazılımlar işyerlerindeki işlerin yarısını yapıyor hale gelecek. Ancak yapay zeka, robotik ortadan kaldırdıkları işlerden daha fazla iş olanağı sunacak. İşsizlik önemli bir sorun olmayacak

Hakan KARA

 

Ne zaman geleceğe ilişkin ütopyalar kursak, bunlar kolayca birer distopyaya dönüşebiliyordu. Yine öyle oldu…

 

“İşlerimizin büyük bölümünü robotlar yapacak” diye anlatmaya başladı bir dostumuz:

“Fabrikada robotlar çalışacaklar. En tehlikeli işleri onlar yapacaklar. Ev robotlarımız olacak. Bulaşık, çamaşır, temizlik sorun olmayacak artık. Yemek yapacak, sofrayı toparlayacak, kahvemizi getirecekler.

 

”Geleceğin ne denli parlak olduğunu anlatıyordu sözümona. Fakat aramızda onun sözlerini farklı yorumlayanlar da vardı: “Yani robotlar işimizi elimizden alacak diyorsun. İşsiz kalacağız öyle mi? Peki, nasıl para kazanacağız? Nasıl geçineceğiz? Sonra biz ne yapacağız?”

 

Böylece tartışma başladı. Bir yandan dost meclisindeki robot sohbetini diniyorum diğer yandan,  anlatılanları gözümde canlandırmaya çalışıyorum.

 

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Japon asıllı İngiliz yazar Kazuo Ishiguro’nun sözleri geliyor aklıma: “Distopik bir geleceğe doğru bilinçsizce yürüyoruz.”

 

Ishiguro haklı olabilir mi? Şöyle diyordu Kazuo Ishiguro kendisiyle yapılan bir söyleşide:

“Şimdilik dünya bilim ve teknolojiye sadece üstünkörü bir önem atfediyor. Tabii ki bazı önemli başarılar manşetlere çıkabiliyor ancak bu gelişmelerin bizi nasıl bir geleceğe götürdüğüne ve bunun hayatlarımızda ne gibi etkiler yaratacağına dair anlamlı sohbetler gerçekleştirmekten oldukça uzağız.”

Nasıl bir gelecek bekliyor bizi?

 

 

Endüstriyel robot sayıları

Uluslararası Robotlar Federasyonu Başkanı Junji Tsuda’ya göre, endüstriyel robot satışları dünya çapında etkileyici bir hızla artıyordu. Uluslararası Robotlar Federasyonu (IFR) her yıl robot istatistikleri yayınlıyor. Federasyon robotları iki grupta ele alıyor. Fabrikalarda çalışan endüstriyel robotlar ve “servis robotları”.

 

Kurumun endüstriyel robotlar konusundaki istatistiklerine göre, 2017 yılında satışlar bir önceki yıla göre yüzde 31 oranında artmış. 387 bin endüstriyel robot satılmış.

 

2014 yılında dünyada 1 milyon 400 bin endüstriyel robot vardı. 2020 yılında bu sayının 3 milyonu aşması bekleniyor. Altı yılda yüzde 100 oranında bir artış gerçekten  dikkat çekici.

 

Dünyada 2015 yılında 10 bin çalışana ortalama 66 robot düşüyordu. 2016’da bu sayı 74’e yükseldi. Avrupa, 99 robotla en yüksek orana sahip. Kuzey Amerika 84, Asya ise 63.

 

Fakat ülke bazında rakamlar ciddi farklılıklar gösteriyor.

 

Örneğin Güney Kore’de on bin kişiye düşen robot sayısı 631. Singapur’da 488. Türkiye, 23 robotla, dünya ortalamasının bir hayli altında.

 

Servis robotları

Servis robot satışlarında bir “patlama” bekleniyor. 2016’da 4.7 milyon olan dünyadaki servis robotu sayısı 2017’de 6.1 milyona çıkmış. Bu sayının 2020’de 30 milyonu aşması bekleniyor.

 

Yapay zekaya sahip robotların çağı gerçekten de başlıyor. Peki robotlar işimizi elimizden alacak mı? Robotlar üzerine konuşurken en çok tartışılan konu bu. Bu konuda pek çok rapor yayınlandı.

 

Robotların insan gücünün yerini alacağı ve insanları işlerinden edeceği öngörüsü artık sadece akademik bir tartışma değil. Boston Danışma Grubu 2025’te bugünkü işlerin yaklaşık dörtte birinin akıllı yazılımlar veya robotlar tarafından yapılır hale geleceğini söylüyor. Oxford Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre ise önümüzdeki 20 yıl içinde İngiltere’deki işlerin yüzde 35’ini robotlar yapacak. Fakat farklı yaklaşımlar da var.

 

Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) eylül ayında yayınlanan son raporu dikkat çekici. Rapora göre, önümüzdeki 7 yıl içinde makineler ve otomatik yazılımlar işyerlerindeki işlerin yarısını yapıyor hale gelecek. Ancak yapay zeka, robotik ortadan kaldırdıkları işlerden daha fazla iş olanağı sunacak. İşsizlik önemli bir sorun olmayacak. 12 farklı endüstriden yöneticiler ve uzmanlarla yapılan araştırmaya göre ‘dördüncü endüstriyel devrim’ 75 milyon kişiyi işinden ederken 133 milyon yeni iş yaratacak. Peki ya karamsar olanlar haklı çıkarsa? Öyle ya, Rise of Robots (Robotların Yükselişi) adlı kitabın yazarı Martin Ford ne diyordu: “Radikal değişimler yapılmadığı sürece yaygın işsizlik ve ekonomik krizler göreceğiz.”

Evrensel temel gelir

Dost sohbetinde elbette bu konu da gündeme geldi. Fakat parlak bir geleceğin bizi beklediğini savunan arkadaşımızın buna da yanıtı hazırdı: “O zaman devleter ayrımsız
her yurttaşına yaşamak için ihtiyaç duyduğu kadar bir para ödemeye başlayacak. Böylece kimse paranın gücüne boyun eğmek zorunda kalmayacak. Kimse eğitimini yarıda kesmek zorunda kalmayacak, sevmediği işlerde mecburen çalışmayacak.”

 

“Evrensel Temel Gelir” konusundan söz ediyordu. Dünyada “Evrensel Temel Gelir” konusu giderek daha yoğun bir biçimde tartışılmaya başlandı. Özellikle, Yeni Zelanda, Hollanda, Kanada ve Finlandiya’da. Hatta İsviçre dünyada bu konuda halk oylaması yapan ilk ülke oldu. Gerçi önceki yıl yapılan halk oylamasında evrensel temel gelir uygulamasını reddettiler. Kişi başına 2 bin 253 Avro’yu az buldular. Fakat İsviçre’de temel geliri savunanlar mücadeleden vazgeçmiş değil. “Peki neden herkese böylebir para ödensin ki?” Dost meclisindeki sohbet sürüyor: “Çünkü bütün işleri robotlar yapmaya başladığında, insanlar nasıl para kazanacaklar? İnsanlar para kazanamazsa, robotların ürettiği onca malı kim satın alacak? Ne olacak o mallar. Sonra ev robotları… Kimler hangi parayla satın alacak onları? Bu yüzden evrensel temel geliri tartışıyor dünya.”

 

Robotlar bir süre sonra insanlığı yönetmeye başlarlar mı sorusu da elbette sohbette gündeme geldi. Bilim kurgu filmlerinde en çok ele alınan konuların başında bu konu geliyor. Ama belli ki insanlar “Bu kadar gelişmiş, bizimle her alanda boy ölçüşebilecek bir yapay zekanın kısa bir zaman diliminde ortaya çıkamayacağını” düşünüyorlar. Yine de heyecan verici bir konu olduğu içinde bunun üzerinde fikir yürütmek ilgilerini çekiyor.

 

Fakat başka konular da var: Endüstriyel robotların mülkiyeti kime ait olacak? Devlete mi şirketlere mi?

 

Bütün bu dönüşüm gelecekte nasıl bir toplum yaratacak? “Mülkiyet hırsızlıktır” diyen yeni Prodhoun’cular ortaya çıkacak mı? Ya da yeni teknolojik ürünleri yok etmek isteyen “yeni Ludistler”? Mülkiyet kavramı tartışmaya açılacak mı? Devlet nasıl biçimlenecek? Ya kapitalizme ne olacak?

 

Ünlü Astrofizikçi Michio Kaku’nun sözünü ettiği “kusursuz kapitalizm” mi ortaya çıkacak? “Üreticinin de tüketicinin de piyasa ve piyasadaki işlemler hakkında sonsuz bilgiye sahip olduğu ve dolayısıyla fiyatların kusursuz biçimde belirlendiği bir sistem.”

 

Fakat Kaku’nun “kusursuz kapitalizmi” anlatırken, dünyada yaşanan gelir dağılımının nasıl şekilleneceği hakkında bir
fikir açıklamaması da ilginç elbette.

 

Diğer yandan bazıları, yapay zeka ve robot teknolojisiyle değişen üretim ilişkilerinin kapitalizmin sonunu getireceğini ve “sınıfsız bir toplumun” ortaya çıkabileceğini söylüyor.

 

 Ütopyalar ve distopyalar

Ütopya deyince akla Platon’un “Devlet”i, Campanella’nın “Güneş Ülkesi”, Bacon’un “Yeni Atlantis”i geliyor önce.

 

Fakat şu sıralar distopyalar daha çok gündemde: Aldous Huxley’in “Cesur Yeni Dünya”sı, George Orwell’in “1984”ü, Ray Bradbury’nin “Fahrenheit 451”i, Yevgeni Zamyatin’in “Biz”i… Dost sohbetinde robotları tartışırken benim aklıma Thomas More’un sözleri geliyor. “Ütopya” sözcüğünün babası Thomas More şöyle diyor ünlü “Ütopya”sında: “Her şeyin herkese ait olduğu bu yerde, insanlar, bütün ihtiyaçlarının  karşılanacağından eminler. Orada zengin de yoktur fakir de. Kimsenin hiçbir şeyi yoktur, ancak herkes zengindir. Bundan daha büyük bir zenginlik olabilir mi? Oğlunun sefalet içinde yaşayacağını düşünmeden, kızının çeyizi için endişe duymadan, herkesin; kadınların, çocukların, torunların, torunlarının torunlarının ve daha sonraki kuşakların mutlu bir yaşam süreceğinden emin olarak…”

Thomas More “Ütopya”yı yazalı 500 yıl geçmiş. 1516’dan bu yana teknolojide müthiş gelişmeler kaydettik.

 

Peki daha eşitlikçi, mutlu bir dünya yaratabildik mi? Hem insanlar için hem de diğer canlılar için? Kaçımız çocuklarımızın, torunlarımızın gelecekte mutlu bir yaşam süreceğinden emin?

 

Şimdi 500 yıldan bu yana başaramadığımızı robotlar sayesinde mi başaracağız? Soruların sonu yok.

 

 

Last modified: 11 Aralık 2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir